27 07 2007

TARİHİN FAYDASI

         T a r i h i n   F a y d a s ı

 

        Bugün hâlâ tarihi,sadece geçmişteki bir olaylar dizisi gibi gören, zekâ ve enerji gerektiren ve sonuç getiren pek çok verimli saha varken tarih yazmak için zaman harcanmasına akıl erdiremeyenler vardır.  Halbuki tarih, diğer ilim dalları yanında bir konudan ibâret değildir. Aynı zamanda, insanlara, doğru neticelere varmaları için yön veren bir düşünce tarzıdır. Geçmişini bilmeyen, yani kendini tanımayan bir toplum, tıpkı hafızasını kaybetmiş, akıntıya kapılmış gibidir. Bütün insanların geçmişten cesaret almaya, onu öğrenmeye ve bu suretle tecrübe kazanmaya ihtiyacı vardır. Her millet, atalarının geçmişteki başarılarıyla iftihar eder. Gerek fertlerin, gerekse toplumların ne olduklarını ve nereden geldiklerini bilmeye ihtiyaçları vardır.

        Tarihi gelişmelerin bilinmesi, çağdaş değerlerin de daha iyi takdir edilmesine imkân sağlar. Paul Valery’nin ifadesiyle “tarih, bize önceden görme imkânı pek vermez, fakat zihnin bağımsızlığı ile ortak olduğundan bizim daha iyi görmemize yardım edebilir.” Léon – E.  Halkın, daha ileri gitmek gerektiğini, zîrâ, tarihin bilinmesinin geleceği düşünmek bakımından zarûrî olduğunu söyler. “Geleceğin hayalleri geçmişe karşı gelmek istedikleri zaman bile, kendi unsurları içinde, ona bağlı bulunmaktadır” der.

        İnsana doğru değerlendirme yapmayı öğreten tarih, onu, Prof. M. Gökberk’in işaret ettiği gibi, “çağdışı olmaktan kurtarır, gününü yaşayan, geleceğe doğru uzanan değerleri içinde yapıcı rol oynamasına yol açabilir.”

        Tarih, insanların kültür seviyelerinin yükselmesine yardımcı olur. Tarih, insanlarda ahlâk şuurunu uyandırıp mânevi değerlerin gelişmesinde rol oynar. Âileden başlayıp millete doğru gelişen bir sevgi ve bağlılığın doğmasına imkân hazırlar. Böylece tarih, bir ferdin âid olduğu milletin, üstünde yaşadığı vatan topraklarının geçmişini öğrenme ve araştırma arzusunu ortaya çıkarır.

         Sosyal ve siyâsî ilimler ise tarihe, büyük ihtiyaç duyarlar. Çünkü, bu ilimlerde tıpkı tarih gibi insanın faaliyetlerini konu edinmişlerdir. Sosyal ilimlerin geçirdikleri tekâmüllerin tarihleri de tarih araştırmalarındaki usûller kullanılarak yazılır. Hukuk, iktisad, sosyoloji, coğrafya, kültür ve medeniyet tarihleri bunlar arasındadır.(3)

Düşünürler tarihin faydasını tartışmaya gerek duyarlar ı?

Bu soruya şu cevabı vereviliriz: Bütün düşünürler tarihin faydasını kabul ederler. Ancak bu faydaların türü ve kapsamı hakkında aralarında görüş ayrılıkları vardır. Tarihin faydalarını azımsayanların başında gelen Sir Ray Lankester’in şu görüşünü zikredebiliriz; ona göre “tarih okumak insanları eğlendirir ve teselli eder.” Bu görüşe benzer bir görüş de J.W.Allen’e aittir. O da şöyle diyiyor: “Tarihin Faydası  dolaylıdır. Yani tarihi araştırmacılık insanın düşünce mekanizmasını zinde tutar ve merkezileştirir. Bu özellüğüiye tarih bir fikir sporudur.”(4) Tarihin babası sayılan Heredot, insanların emekleri zamanla kaybolmasın, büyük başarılar ve örnek hareketler övgüsüz ve ilgisiz kalmasın diye tarih yazdığını zikrediyor.

Ancak şunu kabul etmeliyiz ki, tarihin karekteri iyi bilinirse, önemi daha çok anlaşılır. Tarih, sadece geçmişi gözler önüne sermek ve geriye dönmek demek değildir. Tarih, içinde bulunduğumuz< zamana ve geleceğe hizmet etmektedir. Bu konuda Edward Carr’ın “Tarih Nedir” ismiyle Türkçeye çevrilen kitabında geçen şu sözlere dikkat edelim:

“Tarih geçmişe değil, içinde bulunduğu zamana tâbi olur. Tarihçinin görevi, geçmişe aşık olmak veya geçmişin baskısından kurtulmak değil, geçmişi geleceğin anahtarı kabul ederek iyi tanımaktır. Tarihçilerin, 1917 Rus ihtilâlinden önce ve sonra, Fransız ihtilâli hakkında yazdıklarını okuyanlar, Rus ihtilâlinin yazarlar üzerindeki taesirini müşahede ederek, tarihçinin içinde bulunduğu devrin olaylarına nasıl eğildiğini yakından göreceklerdir.”

   3) Tarih Araştırmalarında Usûl:Mübahat S. Kütükoğlu, s.4-5

   4)Doğuştan Günümüze Büyük İslâm Tarihi C.1;sf.:45

6988
0
0
Yorum Yaz